Girit Turistik Yerler

Girit Gezisi

Reklamlar

Girit Gezisi

Girit Gezisi

ZORBA FİLMİNDEN MÜTHİŞ BİR DANS SAHNESİ!

Orjinal Zorba the Greek Kitabı
Orjinal Zorba the Greek Kitabı

Girit Gezisi

Yunan Adaları gemi turumuzun bir günü Girit’te geçti. Girit hakkında söylenecek şey çok fazladır. Fakat bir güne ancak bu kadar sığar. Çünkü küçük bir ada değildir. Yunan adalarının en büyüğü Girit’te hayatımda ilk defa ada içerisinde trafik sıkışıklığı yaşadım. Yunan Adaları gemi turlarında genelde Girit’te konaklama dahi olmaz. Bu nedenle özellikle bizim gibi gemi ile gelecek veya konaklamadan gezecek kişiler için özet bilgi vermeye çalıştık. Heraklion diye anılan merkez ve Minos uygarlığının sarayı Knossos’ u ziyaret etmek tam bir günümüzü aldı.

Girit Adası Ulaşım:

Girit’ de havalimanı bulunuyor. Yolculuğumu gemiyle yaptığım için limanın merkeze 10 dakika yürüme mesafesinde olduğunu söyleyebilirim. Limandan çıktığınızda sağ tarafa yöneldiğinizde 5 dakika yürüdükten sonra yolun sol tarafında otobüs durağı yer alır. 2 numaralı otobüs her 20-30 dakikada bir Knossos’ a doğru yola çıkar. Gidiş-dönüş 3 avro.

Ulaşımla ilgili bilgiler için tıklayınız

Knossos Sarayı:

Arkeolojik alana vardığınızda giriş kuyruğu sizi bekler. Hatta içeride taht odasına girmek için daha da uzun bir sıra karşınıza çıkabilir. Sarayın temellerini net bir şekilde görebilirsiniz. Taht odası iyi korunmuştur. Sarayı keşfeden Sir Artur Evans’ ın bilgilerine göre freskler yeniden oluşturulmuş. Saray yüksek bir konumda yer alır ve denizden uzaktır. Büyük parça keramikleri, freskleri ve kral odası sizleri Yunan öncesi döneme götürecektir. Minos uygarlığı diye bilinen bu toplum MÖ 3500’lerde ortaya çıkmıştır. MÖ 1600’ lü yıllarda Santorini adasındaki Tera yanardağının patlamasıyla uygarlık gerilemiş ve MÖ 1300’ lü yıllarda son bulmuştur.

Tekrar limana dönersek, otobüs durağını geçtiğinizde sağ tarafınızda Venedik limanı yer alır. Tam karşı da aslanlı çeşmeye uzanan , hediyelik eşyalar ve kafelerin olduğu ana cadde gözükür. Bu caddeden yukarı doğru devam ettiğinizde kilise ve önemli yapıları fark edersiniz. Aynı şekilde yukarı doğru devam ettiğinizde mısır çarşından geçersiniz. İçeride 1924′ e ait Uzo veya Yunan bira içen yaşlılarla dolu bir iki masa sahibi bir mekan var. Mezeleri denemek ve biraz mola vermek için doğru yer.

Girit Türkleri:

Limandan çıktıktan sonra otobüs durağı ve Venedik Limanı’ nı geçerek devam edersiniz solunuzda Tarih Müzesi’ ni biraz daha devam ederseniz de Doğa Müzesi’ ne varırsınız. Tarih Müzesi’ ne gittiğimde bir bölümün adadaki Osmanlı Dönemi için ayrıldığını gördüm. Adaya Bektaşiliği yaymak için gelen Bektaşi Dedeleri’nin resimleri yer alır. En üst katta ise Zorba isimli romandan tanıdığımız Kazancakis’ e ayrılmış bir bölüm var. Bodrum için Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir ne ise Girit için de Kazancakis o konumdadır. Girit’le özdeşleşmiştir.

Girit’e Gitmeden Mutlaka Okuyun

Yazının başında Zorba filmden çok bilinen bir dans sahnesi var. Çağrı filmiyle aklımıza gelen Antony Queinn burada Zorba rolündedir. Zorba kitapta kişinin adıdır. Zorbalıkla alakalı değildir. Kazancakis’in kitabı Girit’te geçiyor. 15.bölümde Minos uygarlığından da bahsediyor.

Üç dört bin yıl toprak altından hırçın, çölleşmiş dağlara çıkan ve Girit’in sevimli güneşinde ısıran küçük Minos kentine kadar üç saat yürümek üzere, dağın taşlı patikasını tuttum.

Parlak taşlar taşlarla döşenmiş iki geniş yol ve onların sağında solunda dar, dolambaçlı sokaklar. Tam ortada yuvarlak bir agora ve tam onun yanında halkın toplandı alan. Onun yanında da demokratik bir düzen içinde çift sütunlu, geniş taş merdivenli ve dar, uzun depolarıyla kral sarayı…

2000’li yılların başında Arkeoloji okurken ilk dersim Prof. Dr. Elif Tül Tulunay’ın Minos Uygarlığı dersiydi. Gezilerimi de üniversite hayatımdan sonra başlayan biri olarak bu ders beni etkilemişti. Adaya vardığımda ilk iş Minos’un izlerini takip etmek oldu. Konuyla derinden ilgilenen kişiler Prof. Dr. Elif Tül Tulunay’ın çevirisiyle Stylianos Alexiou’ nun kaleme aldığı Minos Uygarlığı kitabını inceleyebilir.

Ada genişliği sebebiyle şehre daha çok benziyor. Varlığı günümüze kalmamış, bölge bölge hisarlara rastlayabileceğiniz belli belirsiz bir sur ile çevrilidir. Venedik hakimiyeti, Osmanlı hakimiyeti, İtalya hakimiyeti ve şimdi Yunan hakimiyeti…

Bir cevap yazın